Ana Sayfa > >  
 

Zeki insan, ateist olur!


Bu sayfa 3982 defa okundu.

 Zeki insan, ateist olur; akıllı insan, "Allah"a iman eder!. "Bühl" ise tanrısıyladır!. 

 

 HAYÂLLERİNDE VARSAYDIKLARI “TANRILARINDAN” BAHSEDER VE “TANRIYA İNANMIYORUZ!” DERLER. OYSA... 

En ilkelinden gelişmişine kadar, hemen herkesin, düşüncesinde bir "TANRI" kavramı vardır… O'na kızar, O'nu sever, O'nu yargılar, Zaman zaman yaptığı yanlış (!) işleri yüzünden O'nu itham eder; âdeta O'nu yukarıda bir yıldızda ya da galaksinin herhangi bir yerinde boşlukta oturmakta olan tonton bir dede, ya da celâlli bir sultan gibi hayâl ederiz!..

Biraz daha geniş düşünenler ise, bu hayâlimizde var kabul ettiğimiz "TANRI"nın gerçekte varolmasının mümkün olmadığını belirterek; "biz tanrıya inanmıyoruz" derler ve bu yüzden de "ateist-tanrı tanımaz" olarak adlandırılırlar…

Oysa gerçekte, ne tanrı tanımazların (ateistlerin), ne de duyduklarına göre hiç düşünmeden şartlanma yollu bir tanrı var sananların; Hz. Muhammed'in açıkladığı "ALLAH"tan haberleri yoktur!

Bu yüzdende "Tanrı" ile "ALLAH" kavramlarını aynı zannedip hattâ sanki iyi bir iş yapıyor sanısı ile "ALLAH" yerine dillerine "TANRI" kavramını dolarlar… Aslında yaptıkları doğrudur; zira onlar gerçekten "ALLAH"tan ve "ALLAH" kavramından sözetmeyip, hayâllerinde varsaydıkları "TANRILARINDAN" bahsetmektedirler…

Şunu kesinlikle bilelim ki…

Rasûlullah Muhammed Mustafa aleyhisselâm ve Kur'an-ı Kerim şu çok önemli gerçeği vurgulamaktadır;

ÖTEDE ya da ÖTENDE bir TANRI yoktur; SADECE "ALLAH" vardır!..

"ALLAH"ı hakkıyla idrâka çalışmadılar.(22-74)

Âyeti bizim bu konudaki ihmalimize işaret eder…

Biline ki…

Dilimizdeki "TANRI", "İLÂH", "MÂBUD" kelimeleri ile bunların İngilizce'deki karşılığı olan "GOD", Fransızca'da karşılığı olan "DIEU", Almanca'da karşılığı olan "GOT" kelimeleri hep "TAPINILACAK bir varlık" kavramını ifade eden kelimelerdir…

Yani, insanlar, bu kelimeler ile ÖTEDEKİ bir mâbuda, ilâha, tanrıya işaret ederler!..

"ALLAH" kelimesi ise ÖZEL olarak bir varlığın ismidir!..Ki biz, O varlığa işaret etmek ve O varlığı tanıtmak için, ya çeşitli vasıflarıyla târif ederiz; ya da bu vasıflarını çeşitli isimlerle işaret ederiz…Ancak, bütün bu isimler, hep, O varlığın, sadece ve sadece çeşitli vasıflarına işaret eder; ve o vasfı yönünden O'nu târif eder…

Meselâ, bu fakire "HULÛSİ" derler…Bu isim, O'nun özel ismidir…Herhangi bir lisana bu ismi çeviremezsiniz…İngilizce de olsa, Fransızca da olsa hep gene "HULÛSİ" denmek zorunluluğu vardır…

İşte bunun gibi, "ALLAH" isminin de, ÖZEL bir varlığın ÖZEL ismi olması nedeniyle, başka bir kelimeye çevrilmesi, veya başka bir kelimeyle anılması mümkün değildir…

Esasen, yukarıda belirttiğimiz gibi, diğer kelimeler "tanrısallık kavramına" işaret ederken; "ALLAH" kelimesi ise tamamiyle ÖZEL bir VARLIĞA işaret eden ÖZEL bir isimdir…

Bu sebepledir ki, tanrısallık ifade eden hiç bir kelime, asla "ALLAH" kelimesinin yerini tutamaz!..

"ALLAH" yerine "TANRI" kelimesini kullananlar, bunu ya cahillikten, bilgisizlikten kullanmaktadırlar; ya da kavranış yani idrak yetersizliğinden konuyu değerlendirmedikleri için yapmaktadırlar…

İşte, böyle özel bir ismi olan ve "CÜZ" kavramından dahi münezzeh bulunan varlığa kişi "ALLAH" dediği zaman, bu kavram yanısıra bir de "CÜZ" tasavvur ederse; ya da bir "CÜZ" kabul ederse, bu hangi isim ve kavram altında olursa olsun, o kişi "ALLAH"a şirk koşmuş olur; yani "ALLAH" gerçeğini örtmüş ve bir "TANRI" kabullenmiş olur!..

Ki bu durumda da şu âyetle uyarılır:

-ALLAH YANISIRA TANRI OLUŞTURMA!..

Sonra aşağılanmış ve kendi başına bırakılmış olursun… (17-22)

İşte bu konuda ikinci bir uyarı daha:

— "ALLAH" YANISIRA TANRI EDİNME!. (28-88)

Yani varolan gerçek mutlak varlık "ALLAH" iken; sen "ALLAH" kavramından gaflete düşüp, "ALLAH” ismiyle işaret edilen varlığı ötende bir TANRI sanıp; böylece bir TANRI edinmiş durumuna düşme!..

Ötede, ya da ötende bir tanrı kabul etmek sûretiyle, farkında olmadan "ALLAH" kavramı ve anlamı dışına çıkarak "tanrı" kavramı içine girersin…

Böylece de Kur'ân-ı Kerim'in açıklamış olduğu "vahdet" idrâkından kendini mahrum etmiş olursun…

Ve böylece de "nefsine en büyük zulmü yapmış olursun"