Ana Sayfa > Varlığının Delilleri > Evrendeki Deliller  
 

Elektronların Engel Tanımayan Kararlılığı


Bu sayfa 3716 defa okundu.

'Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden Allah'tır. Gündüzü, durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten, güneşe, aya ve yıldızlara kendi buyruğuyla baş eğdirendir. Haberiniz olsun, yaratmak da, emir de (yalnızca) O'nundur. Alemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir.' (Araf Suresi, 54)

Bazı bilimsel dergilerde veya kitaplarda, evrenin dört bir yanındaki harikalıklar, mucizeler kimi zaman çok dar bir bakış açısıyla anlatılır. Hep, var olan şeylerin yapısı tarif edilir, ancak bunların nasıl olup da ortaya çıktıkları konusunda bir açıklama yapılmaz veya bu konu birtakım yüzeysel açıklamalarla geçiştirilir. Oysa bunlar önemli gerçekleri ortaya koymaktadırlar. Bu konuyu daha iyi açıklayabilmek için bir örnek üzerine düşünelim:

Bir grup bilim adamı, Himalaya dağlarının tepesinde bir araştırma gezisine çıkmış olsunlar. Gezi sırasında bu dağlarda daha önce hiç bilinmeyen bir mağara keşfetsinler. Ve bu mağaranın tam ortasında, havada asılı duran garip bir cisim bulunsun: Ortasında küçük metal kürelerin biraraya gelmesiyle oluşmuş bir "çekirdeğin" yer aldığı ve bu çekirdeğin etrafında belli bir yörünge içinde saatte 1000 km. hızla dönen küçük metal topların bulunduğu garip bir cisim...

Kuşkusuz eğer böyle bir şey bulunmuş olsaydı, bu tüm dünya tarihinin en büyük keşfi olurdu. Bütün dünya bu garip cismin nasıl oluştuğunu, nasıl olup da birtakım maddelerin bu şekilde biraraya geldiğini, yörüngede dönen küçük metal topların nasıl olup da böyle bir düzen içine girdiklerini büyük bir merakla tartışırdı. Senelerce hiç durmadan devam etmiş olan bu hareketin yakıtının ne olduğu, zamanla nasıl olup da durmadığı en ciddi bilimsel makalelere konu olurdu. Herkes bu cismi kimin var ettiğini ve bu mağaraya niçin yerleştirdiğini merak ederdi.

Ve hiç kimse çıkıp da "bu mağaradaki maddeler zaman içinde kendi kendilerine böyle düzenli bir yapı oluşturmuşlar, tesadüf işte" demezdi. Çünkü böyle bir iddianın çok saçma olacağı, bulunan cismin bilinçli bir tasarımın ürünü olduğu açıkça belli olurdu... Burada anlatılan gerçek son derece açıktır. Dolayısıyla şu anda sizin örneğimizde geçen bilim adamı grubundan çok daha fazla şaşırmanız gerekir. Çünkü aslında sözünü ettiğimiz garip cismin aynısıyla hayatınızın her anında karşı karşıyasınız. Hem de trilyonlarcasıyla. Gördüğünüz her cisim, kendi bedeniniz, elleriniz, kollarınız, bilgisayarınız da dahil olmak üzere, "atom" adı verilen o şaşırtıcı cisimlerden oluşmaktadır.

Ve her atom, bir denge ve tasarım harikasıdır. Atom ile ilgili olarak bazı bilimsel kaynaklarda ve bazı ders kitaplarında pek yer almayan ancak üzerinde mutlaka düşünülmesi gereken bazı noktaları şöyle sıralayabiliriz:

  • Atom, "atom altı parçacıklar" adı verilen üç farklı parçacığın uyum içinde biraraya getirilmesi ile oluşmuştur. Her atomun bir çekirdeği ve bu çekirdek etrafında müthiş bir hızla dönen "elektron"ları vardır. Çekirdekte ise proton ve nötron adı verilen parçacıklar birarada durur. Bu muazzam yapı nasıl olmuş da ortaya çıkmıştır?
  • Evrenin Big Bang (Büyük Patlama) ile var olduğu ve atomların bu patlamanın ardından ortaya çıkan atom altı parçacıkların biraraya gelmeleri ile oluştuğu kabul edilir. Ancak Büyük Patlama'nın ardından korkunç bir hızla dağılan atomaltı parçacıklar, nasıl ve neden atom denen hassas yapı içinde düzenlenmişlerdir?
  • Artı yüklü olan ve dolayısıyla birbirlerini itmeleri gereken protonlar nasıl biraraya gelip sıkışmışlardır? Nötronlar nasıl protonların yanına eklenip "çekirdek" oluşturmuşlardır? Eksi yüklü olan elektronlar, nasıl olup da bu çekirdeğin etrafında yörüngeye girmişlerdir?
  • Artı yüklü protonlar ile eksi yüklü elektronlar, birbirlerini çekmeleri ve dolayısıyla birbirlerine yapışmaları gerekirken, nasıl olmuştur da bu denli hassas bir denge içinde düzene girmişlerdir? Hem de evrenin her yanında, sayısını hesap etmemizin bile olanaksız olduğu miktarlarda?
  • Bilim adamları tüm evrende 1078 atom bulunduğunu hesaplamaktadırlar. Bu rakam, 1'in yanına 78 tane sıfır yazılarak oluşturulacak olan, insan aklının alamayacağı kadar büyük bir sayıya karşılık gelmektedir. Bu kadar çok sayıda atomun her birinde protonlar -birbirlerini itmelerine rağmen- çekirdekte toplanmışlar, nötronlarla biraraya gelmişler, elektronlar ise kendilerini yörüngede tutacak ideal hızı bularak çekirdek etrafında dönmeye başlamışlardır. Hem de saniyede bin tur atacak hızda... (Harun Yahya, Atom Mucizesi)

Peki neden? Böyle bir düzen neden ortaya çıkmıştır? Sorulması gereken sorulardan biri budur.

Dahası ortaya çıkan bu düzen şaşırtıcı derecede sağlamdır. Atom, çok özel müdahaleler veya çok yüksek ısılar dışında, hiçbir zaman için parçalanmaz. Dünya üzerindeki hiçbir darbe, çarpışma ya da patlama, ne atomu, ne çekirdeğini ne de elektronlarını yerinden oynatamaz. Bir atomu alıp bir milyar yıl boyunca her türlü darbeyle "kırmaya", "bozmaya" çalışın, başaramazsınız. Atomun oluşturduğu canlı ölse de o dönmeye devam eder. İnsanla birlikte onu oluşturan atomlar ölmez, aynı hızla hiçbir değişikliğe uğramadan elektronlar dönmeye devam eder. Ağacı yaktığınızda onu oluşturan atomları yakmayı başaramazsınız. Onlar havada dönmeye devam ederler.

Atomun parçalanması belirttiğimiz gibi ancak çok özel reaksiyonlarla mümkün olur. Bu olduğunda ise, ortaya muazzam bir güç çıkar. Atom bombası, atom çekirdeğinde saklı olan bu güç ortaya çıkarılarak patlatılmaktadır. Ortaya çıktığı anda şehirleri yok eden, insanları yakıp eriten, on yıllar sürecek bir radyasyon etkisi bırakan bu muazzam güç, evrendeki her atomun çekirdeğine yerleştirilmiştir.

Buraya kadar verilen kısıtlı örneklerde açıkça görüldüğü gibi bunun "tesadüf eseri" olduğunu öne sürmek son derece akıldışı bir iddiadır.

Eğer Big Bang tesadüfi bir patlama olsaydı, böyle bir düzen ortaya çıkmaz, tüm atomaltı parçacıklar uzay boşluğunda gelişigüzel dağılır ve tüm kainat sadece radyasyondan ibaret olurdu.

Dolayısıyla atomdaki mevcut düzen ve denge, bizlere evrenin rastgele oluşmadığını, aksine her detayının büyük ve sonsuz bir ilim ve kudretle yaratılıp düzenlendiğini göstermektedir.

Bu sonsuz ilim ve kudret, herşeyi yoktan yaratan Yüce Allah'a aittir.